Üstü Örtülü Tragedya II: Festival ve Denize Karşı Gündoğumu Eşliğinde Yılan Sokması
Hayatın, kişinin üzerine daha hazır ve daha gaddarca hücum edebileceğine dair ya da her zaman için çok daha ağır, çok daha korkunç hissettirebilecek bir tecrübe yaşayabilme ihtimali üzerine düşünce ve tasvirler. Her biri, endişe ile karışık, sürekli olarak zihin diyarında dönmeye ve dolaşmaya başlayınca kişi, o diyarın sakinlerini, gözlerinin yaşlarına dahi bakmadan kılıçtan geçirmeli, yani kanlı ve terli bir katliam yapmaya yeltenmelidir.
Çünkü kişinin gözlerinin önünde gerçekleşenlerin pek çoğu, hasta ve artık kirlenmiş bir zihnin oluşturduğu ilüzyonlardan ibarettir ve bu da bir nevi gerçekliğin ve onun paklığının yitimi demektir.
Çünkü acı bir tecrübe, kişiye her zaman gözlerine sinsice ilişen gerçekliği reddetmeyi buyurur. Yani acı özneldir. Acı artık katlanılamaz olduğunda ise, kaçacak yer bulmak her daim en kolay olandır. Yani gerçeklik, kişi için artık yitirilmiştir ve bu gerçektir.
Zihin, kendini korur. Ve bu doğrultuda kişiyi her daim yener. İstediğini, istediği şekilde kişiye yaptırır. Bu nedenle kişi, kendi zihnine körü körüne inanmaktan ve sadık kalmaktan kaçınmalı ve başkalarına güvenmeyi ve bağlanmayı bir şekilde öğrenmelidir.
Az evvel, "Carslberg" standı bana gerçeği verdi. Yanında bir çocuk parkı ve önündeyse deniz vardı. İnsanlar yan yanaydı. Keyifliydiler. Gülüşüyorlar ve büyük bir haz alarak sohbet ediyorlardı.
Bir süre sonra "çadırı toplama vakti" dedim kendi kendime. Bunun için gittiğimdeyse çadır çoktan toplanmıştı.
Bir süre sonra "çadırı toplama vakti" dedim kendi kendime. Bunun için gittiğimdeyse çadır çoktan toplanmıştı.